Blog

Panik bozukluk

Panik döngüsünde beden sinyalleri, korku ve terapi içinde ele alınabilecek bağlantılar.

Kaygı ve panik hissini çağrıştıran gerçek fotoğraf

Kalbinizin normalden hızlı attığını fark ettiniz.

Bir anda:

“Kalbimde bir sorun mu var?”

diye düşünüyorsunuz.

Kalbinizi daha dikkatli dinlemeye başlıyorsunuz. Attıkça daha fazla fark ediyorsunuz. Kaygınız yükseliyor. Nefesiniz değişiyor. Göğsünüzde bir sıkışma hissediyorsunuz.

Bu kez:

“İşte gerçekten bir şey oluyor.”

düşüncesi geliyor.

Birkaç dakika içinde başlangıçta küçük olan bedensel bir duyum, oldukça yoğun bir korkuya dönüşebiliyor.

Sağlık kaygısı ve panik döngülerinde sık gördüğümüz mekanizmalardan biri tam olarak budur.

Beden sinyallerini tehdit olarak yorumlamak

Kaygının önemli özelliklerinden biri bedeni etkilemesidir.

Kalp atışının hızlanması, baş dönmesi, terleme, nefeste değişiklik, mide rahatsızlığı, karıncalanma veya göğüste sıkışma gibi belirtiler kaygıyla birlikte ortaya çıkabilir.

Ancak kişi zaten sağlığıyla ilgili endişeliyse bu duyumlar kolaylıkla:

“Kaygılandığım için kalbim hızlandı.”

yerine:

“Kalbim hızlandı, demek ki ciddi bir hastalığım var.”

şeklinde yorumlanabilir.

Böylece bedenin normal veya kaygıyla ilişkili bir tepkisi yeni bir kaygı kaynağı haline gelir.

Rahatlamaya çalışırken kaygıyı beslemek

Sağlık kaygısında kişi doğal olarak kendisini güvende hissetmeye çalışır.

Örneğin:

Bunların hepsi kısa süre için rahatlama sağlayabilir.

Sorun şu ki rahatlama geçicidir.

Bir süre sonra yeni bir belirti veya yeni bir “Ya gözden kaçan bir şey varsa?” düşüncesi ortaya çıkar ve kontrol döngüsü yeniden başlar.

Sağlık kaygısında tekrar tekrar bedeni kontrol etmek, güvence aramak ve sağlık bilgisi araştırmak sık görülen davranışlardır.

Panik atağın korkutucu yanı

Panik atak sırasında bedensel alarm sistemi çok yoğun biçimde aktive olabilir.

Kalp çarpıntısı, nefes darlığı, titreme, baş dönmesi, sıcaklık hissi veya kontrolü kaybetme korkusu ortaya çıkabilir.

Kişi o sırada:

“Bayılacağım.”

“Kalp krizi geçiriyorum.”

“Kontrolümü kaybedeceğim.”

“Öleceğim.”

gibi düşünceler yaşayabilir.

Bu deneyim o kadar yoğun olabilir ki ilk panik atağın ardından problem artık yalnızca atağın kendisi değil, bir sonraki atağın ne zaman geleceği korkusu haline gelebilir.

Bu nedenle kişi bazı yerlere gitmemeye, yalnız kalmamaya, araç kullanmamaya veya bedenini zorlayabilecek aktivitelerden kaçınmaya başlayabilir. Zamanla “panik yaşama korkusu” yaşam alanını daraltabilir.

Peki terapide neye bakılır?

Sadece semptomu ortadan kaldırmaya çalışmak her zaman yeterli değildir.

Terapi sürecinde örneğin:

gibi sorular ele alınabilir.

EMDR'nin Adaptif Bilgi İşleme (AIP) modeli açısından bakıldığında da bugünkü yoğun tepkiler yalnızca mevcut durumla değil, geçmişte yeterince işlenememiş ve benzer duygu, düşünce veya beden duyumlarını taşıyan deneyimlerle ilişkili olabilir.

Bu nedenle terapi yalnızca “panik geldiğinde ne yapmalıyım?” sorusuna değil, “Bu alarm sistemi neden benim için bu kadar kolay devreye giriyor?” sorusuna da odaklanabilir.

Bilgilendirme notu: Bu yazı psikoeğitim amaçlıdır ve kişisel değerlendirme, tanı veya tıbbi tedavinin yerine geçmez.

← Bloga dön

↑