Kronik ağrının travmatik yönü ve fibromiyaljiye özgü EMDR vaka formülasyonu üzerine.
Fibromiyalji kronik ve yaygın ağrı, yorgunluk, uyku problemleri ve bilişsel güçlükler gibi farklı belirtilerle seyredebilir.
Bu belirtiler oldukça gerçektir.
Dolayısıyla fibromiyaljinin psikolojik yönlerinden söz etmek, “ağrı kafanızda” demek değildir.
Tam tersine kronik ağrıda beden, sinir sistemi, stres sistemi, uyku, duygular ve kişinin yaşam deneyimleri birbirini etkileyen bir bütün oluşturabilir.
Kronik ağrıyla yaşayan bir kişi yalnızca ağrıyla uğraşmaz. Ağrının kendisi de travmatik bir deneyime dönüşebilir.
Özellikle şiddetli, tekrarlayan, kişinin kontrol edemediğini hissettiği ve ne zaman yeniden ortaya çıkacağını öngöremediği ağrı anları; çaresizlik, korku ve bedene karşı güvensizlik yaratabilir. Kişi geçmişte yaşadığı bazı yoğun ağrı ataklarını daha sonra yalnızca fiziksel bir deneyim olarak değil, korkutucu ve tehdit edici anılar olarak da taşıyabilir.
Bu nedenle travmatik yaşantı yalnızca ağrı başlamadan önce yaşanan olaylarla sınırlı değildir. Fibromiyalji ağrısının kendisi, özellikle çok yoğun veya çaresizlik hissinin eşlik ettiği dönemlerde, işlenmemiş travmatik bir anı haline gelebilir. Fibromiyalji için geliştirilen EMDR protokollerinde de “pain as trauma” yani ağrının travmatik bir deneyim olarak değerlendirilmesi özellikle ele alınmaktadır.
Kronik ağrıyla yaşayan kişi aynı zamanda:
“Bu ağrı hiç geçmeyecek mi?”
“Yarın nasıl uyanacağım?”
“Yine kötüleşirse ne olacak?”
“Kimse beni gerçekten anlamıyor.”
gibi düşüncelerle de yaşayabilir.
Bazı kişilerde zamanla beden sürekli izlenmeye başlanabilir. Ağrıdaki küçük bir değişiklik bile yaklaşan daha büyük bir ağrının habercisi veya tehlike sinyali gibi algılanabilir.
Uyku bozulabilir, aktivite azalabilir ve kişi bedenine olan güvenini kaybedebilir.
Dolayısıyla kronik ağrı deneyiminin hem fiziksel hem de psikolojik yükü ayrıca ele alınmayı hak eder.
EMDR'nin Adaptif Bilgi İşleme modeline göre geçmişte yeterince işlenememiş bazı deneyimler, bugün ortaya çıkan duygusal ve bedensel tepkilerin sürmesinde rol oynayabilir.
Fibromiyaljisi olan her kişinin geçmişinde travmatik deneyim bulunması gerektiği anlamına gelmez. Ancak bazı kişilerde:
terapide anlamlı hedefler haline gelebilir.
Fibromiyalji için özel olarak geliştirilmiş ve araştırmalarda kullanılmış bir EMDR Fibromiyalji Protokolü bulunmaktadır. Vaka formülasyonu ve tedavi planı da fibromiyaljinin özellikleri dikkate alınarak bu çerçevede oluşturulur.
İlk aşamada ayrıntılı bir öykü alınır. Burada yalnızca kişinin genel yaşam öyküsünü değil, fibromiyalji belirtilerinin ne zaman başladığını, hangi dönemlerde arttığını ve ağrıyla bağlantılı hangi deneyimlerin özellikle güçlü bir iz bıraktığını anlamaya çalışırız.
Özellikle şu alanlar değerlendirilir:
Bu bilgiler toplandıktan sonra AIP modeli doğrultusunda kişiye özgü bir vaka formülasyonu yapılır ve hedef anılar arasında bir öncelik sırası oluşturulur. Hedef yalnızca “ağrıyı azaltmak” değildir; ağrı deneyiminin bağlı olduğu ve kişinin sinir sisteminde hâlâ güçlü biçimde aktive olan anı ağlarını işlemektir.
Örneğin bazı kişilerde ağrının başlangıcını tetiklediği düşünülen travmatik yaşam olayı öncelikli olabilirken, bazı kişilerde en yoğun fibromiyalji atağının yaşandığı an veya günümüzde ağrıyı tetikleyen durumlar öne çıkabilir.
Geçmişteki hedefler işlendikten sonra güncel tetikleyiciler ve gerekiyorsa gelecekte benzer durumlarla karşılaşıldığında kişinin nasıl tepki vermek istediği de EMDR'nin geçmiş–bugün–gelecek çerçevesinde ele alınabilir.
EMDR ile fibromiyalji üzerine çalışmaya başlamadan önce kişinin fibromiyalji tanısının bir hekim tarafından konmuş olması gerekir. Nitekim fibromiyalji için geliştirilmiş EMDR protokolünde de ilk koşullardan biri tıbbi değerlendirme ve hekim tarafından konmuş fibromiyalji tanısıdır.
Psikiyatrik değerlendirme de çoğu durumda sürecin önemli bir parçasıdır. Eşlik eden depresyon, yoğun kaygı, travma sonrası belirtiler veya başka psikiyatrik durumların değerlendirilmesi; gerekiyorsa psikiyatri desteğinin ve ilaç tedavisinin sürdürülmesi önemlidir. Protokol, gerekli olduğunda psikiyatrik konsültasyonun yapılmasını ve ihtiyaç duyulan medikal/psikiyatrik tedavinin olağan şekilde devam etmesini özellikle belirtmektedir.
Dolayısıyla EMDR, fibromiyaljinin tıbbi değerlendirmesinin veya gerekli medikal tedavisinin yerine geçen bir uygulama değildir. Psikoterapi; hekim takibi, gerekli ilaç tedavileri ve diğer medikal yaklaşımlarla birlikte bütüncül tedavinin bir parçası olarak düşünülmelidir.
Kronik rahatsızlıklarda bazen yalnızca semptomun şiddetine odaklanırız. Oysa kişinin:
da yaşam kalitesini önemli ölçüde etkileyebilir.
Terapi, kişinin hem fibromiyaljiyle ilişkili travmatik deneyimlerini hem de bugün ağrı karşısında ortaya çıkan duygu, düşünce ve beden tepkilerini birlikte ele alabilir.
Bilgilendirme notu: Bu yazı psikoeğitim amaçlıdır ve kişisel değerlendirme, tanı veya tıbbi tedavinin yerine geçmez.